Makaleler

MAKALELER

  1. God Is Dying in Turkey as Well: Application of Secularization Theory to a Non-Christian Society
  2. Secularization: The Decline of the Supernatural Realm
  3. Birbirlerinin Yerine Kullanılan İki Farklı Kavram: Sekülerleşme ve Laiklik
  4. Sekülerleşmenin Hızlandırıcısı Olarak Kentleşme
  5. Din Merkezli Sekülerleşme Kavramı Yerine Metafizik Merkezli Sekülerleşme Kavramı
  6. Evrenselleştirilmiş -Klasik- Sekülerleşme Teorisi
  7. Sekülerleşme Teorisi Işığında Bilim ve Din Arasındaki İlişkiye Farklı Bir Yaklaşım
  8. Sekülerleşmenin Hızlandırıcısı Olarak Kapitalizm
  9. Direnen Teori Sekülerleşme (Sekülerleşme Tartuşmaları adlı toplamda kitaptaki bir bölüm)
  10. Teoriler Işığında Avrupa Sekülerleşmesi
1. Makale:

(Bu makalenin içerik olarak geliştirilmiş ve fotoğraflarla zenginleştirilmiş hali 2019 yılında yayımlanan Sekülerleşme Teorisi kitabında yer almaktadır. Kitapta yer alan versiyonu için tıklayınız.)

(Makalenin Videosu için Tıklayınız)

İsmi: God Is Dying in Turkey as Well: Application of Secularization Theory to a Non-Christian Society
Dergi: Open Theology
Yıl: 2018
Cilt: 4
Sayfa: 192-211

Özet: It has been stated in academic studies and popular media that Islam began its rise in dominance in Turkey with the accession of the Justice and Development Party (AKP) to power in 2002 under the leadership of Recep Tayyip Erdoğan. However, contrary to claims of societal Islamization, in light of quantitative and qualitative studies this study argues that despite the AKP and its leader Erdoğan being in power, the following evidence has been observed in Turkey: praying rates have decreased, extramarital sexual relationship has become prevalent, the number of mosques per person has decreased, the belief in virginity is a point of honour for fewer people, people‘s clothes have become more flatteringly formfitting and more attractive, including women’s head-scarves; secular experts rather than religious officials are being sought for help concerning problems in daily life, homosexuality has become more socially acceptable visible, traditional family structures has been shattered. Therefore, it is claimed that AKP (or Erdoğan) has failed in efforts to Islamize Turkey over the past 15 years (2002-2017) despite having all the governmental means and opportunities to do so. This study argues that the classical theory of secularization, which claims that modernization leads to secularization, can still explain not only the social transformation seen in historically Christian and Western European countries and their offshoots, but also the social transformation of Turkey, a Muslim-majority country that has been governed for the past 15 years by a political party with clear Islamic sensitivities.

Anahtar Kelimeler: Secularization, Secularization of Turkey, Secularization Theory, Modernization, Secularization in Islam

başa dön

2. Makale:

(Bu makalenin içerik olarak geliştirilmiş ve fotoğraflarla zenginleştirilmiş hali 2019 yılında yayımlanan Sekülerleşme Teorisi kitabında yer almaktadır. Kitapta yer alan versiyonu için tıklayınız.)

(Makalenin Videosu için Tıklayınız)

İsmi: Secularization: The Decline of the Supernatural Realm Society
Dergi: Religions
Yıl: 2018
Cilt: 9
Sayfa: 1-18

Özet: How to define and measure secularization is among the most fervent discussions in the literature on the sociology of religion. The perception of secularization only in terms of change in the social prestige and influence of religion has confined the discussion on secularization to a narrower perspective, both theoretically and empirically. This paper argues that the supernatural realm (of which religion is a part), rather than religion itself, should be at the center of discussions on secularization. Since the term “supernatural realm” is used as an all-embracing concept, the decline in the social prestige and influence of religion-like structures, folk beliefs, magic and so forth are also considered part of the discussions on secularization. This is because Abrahamic or official religions are not the only supernatural entities that have noticeable effects on the daily lives of individuals. The paper also maintains that to hold a discussion on secularization in a comprehensive manner, academic works require “a defined period of time and place” rather a single timeframe because secularization is not the description of a situation but the definition of a process. If secularization is defined as such, the frequency of prayers, the rates of going to church, or changes in the number of believers will not be primal in measuring secularization because of how the supernatural reflects itself on daily practices might be different in different societies or belief systems. Thus, the definition put forward in this paper, based on the supernatural realm, will enhance the understanding not only of radical secularization processes in modern Western Europe (and its offshoots) but also of the secularization processes of modernizing non-Western countries.

Key Words: secularization; supernatural; religion; religion-like structures; folk beliefs; magic

başa dön

3. Makale:

(Bu makale yayınlandığı 2014 yılına kıyasla hem içerik olarak hem de fotoğraflarla geliştirilerek 2019 yılında yayımlanan Sekülerleşme Teorisi kitabında yer aldı. Kitapta yer alan versiyonu için tıklayınız.)

(Makalenin Videosu için Tıklayınız)

İsmi: Birbirlerinin Yerine Kullanılan İki Farklı Kavram: Sekülerleşme ve Laiklik
Dergi: Akademik İncelemeler Dergisi
Yıl: 2014
Cilt: 9
Sayı: (1)
Sayfa: 103-124

Özet: Sekülerleşme kavramı özellikle Cermen dillerindeki akademik eserlerde ve bu dillerin konuşulduğu günlük yaşamda sıkça kullanılmaktadır. Ancak söz konusu Türkiye olduğunda hem tarihsel hem de etimolojik sebeplerden dolayı sekülerleşme kavramı yeterince bilinmemektedir. Medya ve akademi dünyası, sekülerleşme kavramının ifade ettiği şeyleri laik, laiklik ve laikleşme gibi kavramları kullanılarak ifade etmektedir. Bu çalışma ise belli bir zaman dilimi içerisinde dinin toplumsal gücünün ve prestijinin azalması demek olan sekülerleşme kavramı ile siyasi bir ilke ve proje olarak devlet işleri ile dinin birbirinden ayrılması demek olan laiklik kavramı arasındaki farkı tarihsel ve etimolojik olarak ortaya koymaktır. Türkiye’de din-toplum ekseninde yapılan tartışmaların “laiklik-muhafazakârlık” ekseninden çıkması gerektiğini ifade eden makale, laik devletlerin seküler olmayan toplumları ya da laik olmayan devletlerin seküler toplumları olabileceği sonucuna ulaşmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Sekülerleşme, Laiklik, Din, Türkiye

başa dön

4. Makale:

(Bu makale yayınlandığı 2014 yılına kıyasla hem içerik olarak hem de fotoğraflarla geliştirilerek 2019 yılında yayımlanan Sekülerleşme Teorisi kitabında yer aldı. Kitapta yer alan versiyonu için tıklayınız.)

(Makalenin Videosu için Tıklayınız)

İsmi: Sekülerleşmenin Hızlandırıcısı Olarak Kentleşme
Dergi: Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi
Sayfa: 247-254
Yıl: 2014
Cilt:
Sayı: (41)

Özet: Bu makalenin amacı sekülerleşme ve kentleşme arasındaki doğru orantılı ilişkinin teorik çerçevesini sunmaktır. Belli bir zaman diliminde dinin ve dinîmsi yapıların toplumsal gücünün azalması olarak ifade edilen sekülerleşme, kentleşme süreci ile artış göstermektedir. Kentleşme sürecinin üç karakteristik özelliği dinin toplumsal gücünün azalmasına neden olmaktadır: Mobil halde olma, farklı alternatiflere sahip olma ve özel alana sahip olma. Kentleşme süreci ile kişilerin mobil halde yaşamaya başlamaları, kırsala kıyasla hemen her konuda daha fazla alternatife sahip olmaları ve kırsaldaki yaşamlarının aksine kentlerde kendilerine ait özel alanlar yaratmaları dinin sahip olduğu etki gücünü sınırlamaktadır. Kentleşme ile ortaya çıkan yapısal ve sosyal farklılıklar, din ya da bir başka ahlaki kodun kentin tüm bileşenlerini temsil etmesinin önüne geçerek, herkes için geçerli bir ahlaki kodun varlığını zora sokmuştur. O nedenle gelişmiş ülkelerin ve kent hayatının baskın olduğu gelişmekte olan ülkelerin kendi geçmişlerine nazaran daha seküler olmaları tesadüf değildir.

Anahtar Kelimeler: Sekülerleşme – Kentleşme – Din – Mobilizasyon – Gelenek

başa dön

5. Makale:

Makale: Din Merkezli Sekülerleşme Kavramı Yerine Metafizik Merkezli Sekülerleşme Kavramı

Dergi: Mütefekkir
Yıl: 2017
Cilt: 4
Sayı: (8)
Sayfa: 297-312

Özet: 21. yüzyılın hemen başında “Türkiye sanılanın aksine sekülerleşiyor mu?” sorusu Türkiye kamuoyunu meşgul eden tartışmalardan biri oldu. Bu tartışmalar “din (İslam) merkezli” ve “metafizik merkezli” olmak üzere iki farklı sekülerleşme kavramının karşı karşıya gelmesine ve aynı kavramla farklı iddialar ortaya atılmasına sebep oldu. O nedenle Türkiye’nin sekülerleşmesi üzerine bir tartışma yapmadan önce, sekülerleşmenin ne olduğu ve ne olmadığı üzerine tartışma yapmanın gerekliliği ortaya çıktı. Zira sekülerleşmeyi süreç içerisinde metafizik alanın (din, dinîmsi yapılar, halk inançları, batıl inançlar vb.) toplumsal gücünün azalması olarak ifade eden metafizik merkezli tanım, sekülerleşmeyi “dinsizleşmek” ya da “İslam-dışılık” olarak kodlayan din merkezli tanımın gölgesi altında kaldı. Bu makale ise modernleşme sürecinin Türkiye’de yaşanan toplumsal dönüşüm üzerindeki etkisini anlayabilmek için din merkezli değil, metafizik merkezli bir tanıma ihtiyaç olduğunu açıklamaya çalışmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Sekülerleşme, İslam, Metafizik, Din Sosyolojisi, Türkiye.

başa dön

6. Makale:

Makale: Evrenselleştirilmiş -Klasik- Sekülerleşme Teorisi

Dergi: Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi
Yıl: 2014
Cilt: 11
Sayı: (27)
Sayfa: 103-120

Özet: Klasik sekülerleşme teorisinin savunucuları, teorinin evrensel bir iddia taşımadığını, aynen Weber’in Protestan Ahlakı tezinde olduğu gibi, sekülerleşme teorisinin de belli bir tarih aralığında ve belli bir coğrafya içinde din-toplum-modernleşme arasındaki ilişkiyi açıklamak için kullandığını iddia etmekteler. Bu makalenin amacı ise Protestan Reformu’nu başlangıç olarak kabul eden, coğrafi olarak da Avrupa ülkeleri ile Avrupa kökenli (Kanada, ABD, Avustralya ve Yeni Zelanda) ülkeleri kapsayan teoriye evrensel bir nitelik kazandırmaktır. Teorinin evrensellik iddiası taşıması için onu yerelleştiren ve zamansal olarak kısıtlayan bölümleri flulaştırılıp, zaman ve mekândan bağımsız olarak dünyanın her köşesine uygulanabilecek ve evrenselleştirilebilecek bölümleri öne çıkartılacaktır. Böylece revize edilmiş yeni teorinin, tarihinde Protestan Reformu’nu yaşamamış, hatta hiçbir şekilde Hıristiyanlık ile ilgisi olmamış toplumlara da uygulanabilecek şekilde evrensel bir nitelik taşıdığı gösterilecektir.

Anahtar Kelimeler: Klasik Sekülerleşme Teorisi – Avrupa – Sekülerleşme – Evrensellik

başa dön

7. Makale:

(Bu makale yayınlandığı 2013 yılına kıyasla hem içerik olarak hem de fotoğraflarla geliştirilerek 2019 yılında yayımlanan Sekülerleşme Teorisi kitabında yer aldı. Kitapta yer alan versiyonu için tıklayınız.)

(Makalenin Videosu için Tıklayınız)

Makale: Sekülerleşme Teorisi Işığında Bilim ve Din Arasındaki İlişkiye Farklı Bir Yaklaşım

Dergi: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi
Yıl: 2013
Cilt: 14
Sayı: (2)
Sayfa: 115-130

Özet: Sekülerleşme gözlüğü ile bilim ve din ilişkisini inceleyen bu makalede sekülerleşme teorisi modernleşme süreci ile birlikte dinin toplumsal gücünün ve prestijinin azalması olarak ifade ediliyor. Bu tanımı temel alarak makale iki önermede bulunuyor. Birincisi, sekülerleşme teorisi için bilim ve din arasında sıfır toplamlı bir ilişki yoktur. Yani, birinin varlığı diğerinin varlığı için doğrudan tehdit içermemektedir. İkinci önerme ise, bilim ve din arasında sıfır toplamlı bir ilişki olmamasına rağmen, bilimsel gelişmeler sekülerleşmenin başlıca sebeplerinden biridir. Makaleye göre bilimsel gelişmeler oldukça dolaylı şekilde, din ile kavga etmeden ve dinin iddialarını çürütmeye çalışmadan onun toplumsal gücünü azaltmaktadır. Doğa olaylarını sebep-sonuç ilişkisi içinde açıklayan rasyonel bilinç düzeyinin artması ve dine ihtiyaç duyulan alanların teknolojinin yaygınlaşması ile azalması bu sürecin başlıca ayakları olarak kabul edilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Sekülerleşme Teorisi, Bilim, Din, Rasyonel Bilinç, Teknoloji

başa dön

8. Makale:

(Bu makale yayınlandığı 2014 yılına kıyasla hem içerik olarak hem de üslup olarak geliştirilerek 2019 yılında yayımlanan Sekülerleşme Teorisi kitabında yer aldı. Kitapta yer alan versiyonu için tıklayınız.)

(Makalenin Videosu için Tıklayınız)

Makale: Sekülerleşmenin Hızlandırıcısı Olarak Kapitalizm

Dergi: Liberal Düşünce
Yıl: 2014
Cilt: 19
Sayı: (73-74)
Sayfa: 63-82

Özet: Avrupa’nın dünyanın en seküler bölgesi olmasının altında yatan sebeplerden biri kapitalizmdir. Bu makalenin amacı kapitalizmin dünyanın başka bölgelerinde de deneyimlendiği takdirde aynen Avrupa’da olduğu gibi sekülerleşmeye neden olacağının teorik çerçevesini sunmaktır. Kapitalizm, üretim araçlarının özel mülkiyete tabi olduğu, devletin ekonomiye müdahale etmediği, mal ve hizmetlerin gönüllü mübadelesine dayandığı bir ekonomik sistem olarak dört noktada dinin toplumsal düzeydeki gücünü sınırlamaktadır. Birincisi, kapitalizmin kendini yeniden üretebilmesi için üstünde yükseldiği kurallar herhangi bir dini öğretinin ekonomiye müdahale etmesinin önüne geçmektedir. İkincisi, herkesin “iş gücü”ne dönüşmesi dini önyargıları kırmakta ve geleneksel aile yapısının çözülmesine neden olmaktadır. Üçüncüsü, kapitalizmin neden olduğu zenginlik ve refah dini ya da değil mutlak otoritelere olan bağlılığı azaltmaktadır. Son olarak, devletin ekonomiden elini çekmesi ile siyasi alandaki hâkimiyeti de gerilemekte ve belli bir değeri topluma empoze etmesi zorlaşmaktadır. Tüm bunlar bir araya geldiğinde kapitalist ekonomik sistemin dinin, dinîmsi mekanizmaların ve halk inançlarının toplumsal düzeydeki prestijlerini ve güçlerini sınırlayacağı muhtemeldir.

Anahtar Kelimeler: : Kapitalizm – Sekülerleşme – Din – Toplum

başa dön

9. Makale:

(Makalenin Videosu için Tıklayınız)

Makale: Direnen Teori Sekülerleşme (Kitap Bölümü)

Kitap: Sekülerleşme Tartışmaları
Yıl: 2019
Editör(ler): Mehmet Ali Kirman & Volkan Ertit
Sayfa: 239-266

Özet: Türkiye’de sekülerleşme teorisi ile ilgili iddia sahibi olanların önemli bir bölümü, derslerinde, akademik üretimlerinde, gazetelerin yorum sayfalarında, katıldıkları televizyon programlarında, davetli oldukları konferanslarda ve hatta sosyal medya hesaplarında ünlü din sosyoloğu Peter Berger’e atıfla sekülerleşme teorisinin çöktüğünü iddia etmektedir. Bahsi geçen bu kitle genellikle şu yaklaşımı benimsemektedir: “Daha önce sekülerleşme teorisini savunan Peter Berger artık fikrini değiştirmiştir, o nedenle sekülerleşme tezi çökmüştür ve dolayısıyla Türkiye’deki dönüşüm sekülerleşme teorisi ile açıklanamaz.” Bu iddia Türkiye’de sıklıkla kullanılmasına rağmen, detaylara inilmediği için Berger’in hangi verilere dayanarak fikrini değiştirdiğini ve modernleştiği halde dindarlaşan hangi toplumlardan bahsettiğini anlamak mümkün görünmemektedir. Bu makalenin yazılmasının sebebi de Berger’in geniş bir kitle tarafından kabul edilen fikirlerini/iddialarını sekülerleşme teorisi bağlamında değerlendirmek ve hem Berger’in hem de “teori çöktü” iddiası için onu referans gösterenlerin yaptıkları açık yöntemsel sorunları tartışmaktır. O nedenle, bu çalışma sekülerleşme kavramını ve sekülerleşme teorisinin ne olduğunu kısaca açıkladıktan sonra, Berger’in teorideki ve yöntemdeki açmazlarını yine Berger’in en çok atıf alan eserlerindeki 10 iddiası üzerinden okuyucuya sunmaktadır. Çalışmanın ulaştığı 4 ana sonuç şunlardır: 1. Berger, iddialarını kanıtlarla desteklememektedir. Türkiye’de en çok atıf alan 4 temel yazısında, herhangi bir kanıt ya da veri ortaya koymamaktadır. 2. Berger’in Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri, Latin Amerika, Avrupa ülkeleri ve İsrail ile ilgili iddialarının kısa bir araştırma yapılınca yanlışlandığı görülmektedir. 3. Berger bir toplumun sekülerleşip sekülerleşmediğini, olması gerektiği gibi o toplumu kendi tarihi ile kıyaslayarak değil, başka toplumlarla kıyaslayarak ölçmeye çalışmaktadır. Böylece Berger, sekülerleşme tartışmalarının üzerine oturduğu temel yöntemlerden birini yok saymayı seçmiş görünmektedir. 4. Berger, ömrünün son dönemlerinde, sebebi bu çalışmanın sınırlarının ötesinde olan, akademiden uzak bir üslubu seçmiştir. Ancak ne yazık ki onun akademik hassasiyetlerinin azalması, onun iddialarını sorgulamaksızın kabul eden geniş bir akademisyen kitlesinin oluşmasını engelleyememiştir.

Anahtar Kelimeler: : Sekülerleşme tartışmalarında yöntem, Peter Berger, Sekülerleşme teorisi,

başa dön

10. Makale:

(Bu makale yayınlandığı 2014 yılına kıyasla hem içerik olarak hem de üslup olarak geliştirilerek 2019 yılında yayımlanan Sekülerleşme Teorisi kitabında yer aldı. Kitapta yer alan versiyonu için tıklayınız.)

(Makalenin Videosu için Tıklayınız)

Makale: Teoriler Işığında Avrupa Sekülerleşmesi

Dergi: Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi
Yıl: 2014
Cilt: 7
Sayı: (29)
Sayfa: 377-387

Özet: Din olgusu 21. yüzyıl Avrupa’sının günlük yasam pratiklerinden kendisini soyutlayarak, neredeyse sadece pazar ayinlerinde 5-10 yaslının hatırladığı bir gerçekliğe dönmüş durumda. Niceliksel çalışmalar Avrupa’daki kiliselerin çekim merkezi olma özelliklerini kaybettiklerini, tanrının varlığına, cennet ve cehenneme, ölümden sonraki yasama olan inancın ise çarpıcı derecede düştüğünü gösteriyor. Bu çalışmada sosyal bilimcilerin ve özelikle din sosyologlarının çok uzun zamandır üstüne kafa yordukları “neden Avrupa dünya üzerindeki en seküler kıta olma özelliğini taşıyor?” sorusunu üç farklı teorinin ışığında tartışıyorum: Klasik Sekülerleşme Teorisi, Dini Pazar Modeli ve Refahla Sekülerleşme Teorisi. Çalışmam, sekülerleşme sürecini her ülkenin kendi iç dinamiklerinde aramanın bizi daha doğru sonuçlara götüreceğini ifade etse de, söz konusu Avrupa sekülerleşmesi ise Klasik Sekülerleşme Teorisi’nin güçlü yanlarının daha fazla olduğunu ortaya koyuyor.

Anahtar Kelimeler: : Sekülerleşme Teorileri – Avrupa – Din – Toplum – Modernleşme

başa dön